Çocuklarda Kaygı Bozukluğu

Çocuklarda Kaygı Bozukluğu

Çocuklarda Kaygı Bozukluğu

Korku, yaşamın en doğal parçalarından biridir. Zaman zaman ortaya çıkması doğal olduğu gibi, kişinin duygusal ya da fiziksel olarak kendini koruma mekanizması olarak da değerlendirilebilir. Bunun bir bozukluk olabilmesi için, korku ya da kaygının sürekli ve aşırı şekillerde hissediliyor olması gerekmektedir. Yetişkinlerde veya çocuklarda kaygı bozukluğu kişinin günlük hayatını olumsuz etkileyebilir, kişinin potansiyelini düşürebilir ya da onu başarısızlığa itebilir. Kaygı bozukluğunu şiddetli yaşayan çocuk ya da yetişkinlerde, ayrıca fiziksel sağlık sorunları yaşanması da mümkündür. Strese bağlı olarak cilt sorunları yaşama, saç dökülmesi yaşama, düşük bağışıklık edinme ve buna bağlı olarak her hastalığa çabuk yakalanma şeklinde örnekler çoğaltılabilir.

Kaygı bozukluğunda en önemli evre, çocukla sık sık iletişim kurmak ve kaygı bozukluğunun tehlikeli hale gelip gelmediğini anlamaktır. Eğer anksiyete bozukluğu çocuğunuzun günlük hayatına ve eğitimine kesin olarak etki ediyor ise, o halde danışmanlık almak en doğrusu olacaktır.

Çocuklarda Kaygı Bozukluğu Ne Sıklıkla Görülür?

Her 10 çocuktan birinde, kaygı bozukluğu belirtileri ortaya çıkmaktadır. Ancak kaygı bozukluğu yaşayan her 10 çocuktan sadece 2 tanesi yardım alabilmektedir. Bu istatistikler, geleceğin yetişkinlerinin büyük bir bölümünde tehlikeli seviyelere ulaşabilecek kadar kaygı bozukluğu yaşandığını göstermektedir.

Anksiyete yani kaygı bozukluğu, yetişkin bireylerde evlilik içi problemlerin yaşanmasına da neden olabilir. Kaygı bozukluğu yaşayan kişi çocuk ya da yetişkin fark etmeksizin, başka insanların kendisini anlayamadığı düşüncesine kapılabilir. Ki bu fikre kapılması çok da yanlış değildir. Mikrop korkusu yaşayan birine karşı, kaygı bozukluğu olmayan başka birisi dalgacı ve alaycı şekilde yargılayabilir. Fakat bu korkuyu yaşayan kişi için her şey içinden çıkılamaz bir kabus kadar zordur. Kaygı bozukluğu yaşayan kişilerin yaşadığı en büyük zorluk, sadece kaygıları değildir. Diğer insanların onlarla empati kuramıyor olması da bir o kadar zorluk yaşatabilmektedir.

Kaygı Bozukluğunu Nasıl Anlarız?

Her çocuğu birbirinden farklı şekilde değerlendirmek gerekir. Yani kaygı bozukluğun sahip olan iki farklı çocuk, buna aynı şekilde tepki vermez ya da belirtiler veya kaygılar aynı değillerdir. Kaygıdan üç farklı şekilde etkilenilebilir.

Kaygı Bozukluğunun Zihinsel Etkisi: Kaygı tamamen düşüncelerde yer alır. Örneğin çocuk, kendisinin ya da sevdiği birinin yaralanmasından endişe duyuyor olabilir. Veya gülünç duruma düşme korkusu yaşıyor olabilir.

Kaygı Bozukluğunun Bedensel Etkisi: Kaygı bozukluğu sadece zihinde gerçekleşmez. Zihninde kaygılı olan kişi, bedeninde de bazı değişiklikler hisseder. Kalbin hızlı atması, hızlı nefes alıp verme, baş dönmesi, baş ağrısı, mide bulantısı ve terleme gibi durumlar yaşayabilir. Zihinsel olarak stres altında hissettiğimiz zamanlar, bedenimiz kendisini koruma amacıyla buna fiziksel tepkiler vermektedir. Bu aşamada kaygı bozukluğu yaşayan kişilerin günlük hayatları büyük ölçüde olumsuz etkilenir.

Kaygı Bozukluğunun Davranışsal Etkisi: Kaygı bozukluğu yaşayan çocuk o esnada yerinde duramayabilir, titreyebilir, ağlayabilir ya da bu gibi herhangi türden bir krizi yaşayabilir. Ayrıca kaygı bozukluğunda davranışsal etkiler, kişinin bazı alışkanlıklar edinmesine neden olabilir. Örneğin karanlıktan korkan kişiler, çöpü gece dışarıya çıkartamaz.

Kaygı Bozukluklarının Çeşitleri

Özgül Fobi ve Kaygı Bozuklukları: Bu tip fobilerde, çocuk ya da yetişkin fark etmeksizin belirli şeylere karşı korku geliştirmektedir. Kişinin korkuları nettir ve neye karşı olduğu bellidir. Örneğin kişi karanlıktan, kandan, örümcekten, böcekten, yılandan, gök gürültüsünden korkuyor olabilir.

Ayrılık Kaygısı Bozukluğu: Çoğunlukla yaşı küçük çocuklarda görülen kaygı bozukluğu türlerinden biridir. Çocuk, anne ya da babadan uzaklaşma fikrine karşı korku geliştirmiştir. Bu korkunun ortaya çıkması için, çocuğun terk edilmesine ya da yalnız bırakılmasına gerek yoktur. Çocuk bunu düşünerek bile sarsıntı yaşayabilmektedir. Bu türden sorunu çok ciddi olan çocuklar, anne ve baba olmadan odadan odaya bile geçemeyebilir. Ayrıca bazı çocuklar, ebeveynlerinden ayrı kaldıklarında fiziksel hastalıklar yaşadıklarını söyleyebilirler. Tamamen psikolojik ortaya çıkıyor olsalar bile, çocuğun hissettiği fiziksel acı tamamen gerçektir. Örneğin çocuğun midesi bulanabilir, karnı ağrıyabilir, iştahı kapanabilir veya öfke nöbetleri geçirebilir.

Yaygın Kaygı Bozukluğu: Hemen her türlü durum karşısında kaygı bozukluğu yaşayan kişilerde görülen anksiyete tipi bu şekildedir. Kişi, ailesinin sağlığından, kendi sağlığından, derslerinden, iş kariyerinden, evcil hayvanının sağlığından, memleket sorunlarından, doların artmasından, ekmeğe zam gelmesinden, evin güvenli olup olmamasından ve daha sonsuz farklı şeyden dolayı kaygı duyabilir. Eğer çocuğunuzda bu tip kaygı bozukluğu yaşandığını düşünüyorsanız; Evinizde akşam haberlerini ya da korku filmlerini kesinlikle izlemeyiniz. Bunlar çocukta uzun süreli kaygı nöbetlerine sokabilir.

Sosyal Kaygı Bozukluğu ve Sosyal Fobi: Sosyal fobi çocuklukta başlayıp yetişkinlik sonrasına kadar bile sürebilen, kişinin hayatını her anlamda olumsuz etkileyen zorlu bir anksiyete tipidir. Sosyal fobisi olan çocuklar, başkaları ile ilişki kurmakta zorluk çeker ve ilgi odağı olduklarında korku nöbetleri yaşayabilirler. Bu tipte anksiyetesi olan çocuklar;

  • Dışarıda yemek yemekten kaçınabilirler. Üstelik bu oldukça basit sebeplerden kaynaklıdır. Çocuk; ”Dışarıda yemek yersem tuvalete gitmem gerekebilir ve dışarıda tuvalete giremem.” Ya da ”Dişimde bir şey kalabilir ve bunu fark etmem çok uzun sürebilir.” gibi basit korkuları ciddi şekilde yaşayabilir.
  • Telefonla konuşmaktan çekinebilirler.
  • Partilere katılmaktan kaçınabilirler.
  • Topluluk önünde konuşma yapamazlar.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

shares