Ailenin Temel Gereksinimleri

Ailenin Temel Gereksinimleri

Ailenin Temel Gereksinimleri

Aileyi oluşturan en büyük faktörlerden biri, toplumsal değerlerdir. Ailedeki bireyler, birbirlerine karşı içinden geldiği gibi değil; Çoğunlukla toplumsal değerlere göre iletişim kurmayı tercih etmektedir. Aile büyüğüne karşı duyulan aşırı saygı, samimiyet duygusunu köreltebilir ve iletişimsizlik nedeniyle ortaya sevgisizlik durumu bile çıkabilir. Fazla saygı ve beraberinde gelen mesafeli olma durumu, aile yaşantısını riske atabilen faktörler arasında yer almaktadır. Pek ala, ailenin temel gereksinimleri nelerdir?

Ailede Değerli Olma Duygusu

Aile içerisindeki tüm etkileşimler, ailedeki çocuğun iki fikirden birine kapılmasına neden olur. Çocuk ya ”Ben değerliyim!” diye düşünür. Ya da bunun tam tersine ”Ben değersizim!” diye düşünür. Eğer çocuk, aile içerisinde değerli olma duygusunu edinemez ise, bunu dışarıda aramaya yeltenebilir. Örneğin ergenlik çağlarında bazı erkek çocukları, çete kurarak ya da kurulu bir çetenin üyesi olarak; Aile ortamındaki değersizlik duygusuna tepki gösterebilmektedir.

Ailede Güven Ortamı

Aile içerisindeki tüm bireyler, rolleri ne olursa olsun ”Güvende olmak” isterler. Ailede herhangi biri, çocuk, anne ya da baba eğer kendini ailede güvende hissetmezse; Bu duyguyu dışarıda aramak isteyebilir. Özellikle çocuklar, bu duyguyu evde hissetmedikleri için aileleri ile bağlarını koparmaya oldukça meyillidirler. Ergenlik çağındaki çocukların yanında, evde sık kavga etmek ya da evin güvensiz bir yer olduğunu düşündürecek her türlü durumu yaratmak; Çocuğun başka bir yerde güvende hissetmek isteyebileceği anlamına gelir.

Ailede Dayanışma Duygusu

Eğer bir aile içerisinde, dayanışma duygusu ve güven ortamı varsa; Aile üyeleri dışarıda herhangi bir sorunla karşılaştıklarında bunun yıkıcı etkileriyle boğuşmak zorunda kalmaz. Çünkü ailenin, kendisine destek olacağından emindir. Başka bir deyişle ailede güven duygusu, dış dünyanın korkutuculuğunu azaltmaktadır.

Eğer ailede güvensizlik duygusu var ve aile bireyleri arasında yeterli iletişim yoksa, ailedeki çocuğun kendine olan güveni zedelenir. Buna bağlı olarak çocuk, dışarıdaki insanlara da güvenemez. Sosyal çevre edinemez ve yakın ilişkiler kuramaz. Sosyal fobi ve yetersizlik duygusu ortaya çıkabilir.

Ailede Sorumluluk Duygusu

Ailedeki tüm bireyler, adil ölçülerde sorumluluk duygusunu paylaşmalıdır. Anne ve baba sorumluluğun büyük bölümünü üstlenirken, çocuğa yaşına uygun şekilde sorumluluklar yüklenir. Tüm sorumluluğu anne ve baba arasında paylaştıran ve çocuğa hiç sorumluluk vermeyen aileler; Kendi yaşantısını kurmaktan aciz, başkalarının yönetiminde olmaya mecbur bireyler yetiştirirler. Çocuğunuza sorumluluk duygusunu tattırmamak, ona yapabileceğiniz en büyük kötülük olacaktır.

Ayrıca çocukta sorumluluk duygusu, pek çok ailede yanlış anlaşılmaktadır. Çocuğun tek sorumluluğu okula gitmek ya da ödevlerini yapmak olmamalıdır. Çocuk, ev işlerine yardım etmeli ve kendi odasını temiz tutmalıdır. Ancak yine dikkat edilmesi gereken bir diğer husus, kadın ve erkek işleri olarak ev işlerini birbirinden ayırmamaktır. Bazen erkek çocuk bulaşık yıkamalı, bazen kız çocuk tamir işleri ile ilgilenmelidir. Çocukta birey olma duygusunun ortaya çıkmasında, bu önemli bir aşamadır. Çocuklarınızı cinsiyetçi yaklaşımla büyütürseniz, çocuğunuz büyüdüğünde her cinsiyetin kendine has görevleri olduğunu düşünerek hayatta pek çok yanlış karar verebilir.

Ailede Zorluklarla Birlikte Mücadele Etme Duygusu

Özellikle çocuğa her şeyi hazır vermek konusunda dikkatli olmanız gerekmektedir. Ayrıca bu dikkat, çocuğun kararları konusunda da geçerlidir. Çocuğunuz gerçek ve zor bir problem ile karşılaştığında, onu bu sorun ile baş başa bırakabilirsiniz. Basit tavsiyeler vererek, çocuğunuzun bu sorunu nasıl çözeceğini izleyebilirsiniz.

Zor sorunlar ile mücadele eden çocuklar, kendilerine güvenleri olan ve sorunları çözme becerileri olan yetişkinlere dönüşürler. Çocuklarının sorunlarını çözmek dışında bir şey yapmayan anne ve babalar, kendilerine güveni olmayan bireyler yetiştirmektedirler. Bu çocuklar, hayatları boyunca yetenek ve becerilerini keşfedemezler.

Ailede Sağlıklı Manevi Yaşamın Temel Kuralları

Katı dini kurallarla beraber büyütülen çocuklar, hayatlarının her anında yargılanacağını ve cezalandırılacağını düşünür. Bu şekilde yetiştirilen çocukların, kendi yaşantılarını deneyimleme içgüdüleri yok olur. Dış dünyayı araştırmak ve keşfetmek yerine, ona söylenen her şeye körü körüne itaat etmeyi öğrenir. Kendi başına düşündüğü pek çok şey, çocuk için bir utanç kaynağı haline bile gelebilir. Böylece çocuk, ergenliği boyunca yaşadığı kaygı bozukluğu nedeniyle sağlıklı bir birey haline gelemez. Manevi yönü sağlıklı olan kişiler, kendiyle barışık ve kendine karşı güven dolu olur.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

shares